islam iklimi
  • Portal
  • Forum
  • Yardım
  • Üyeler
  • Giriş
  • Kayıt

  • İslam İklimi - İslami Forum Sitesi
    İslam İklimi bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü değildir.
    Siyasi içerikli yazılar ve yorumlar yasaktır. Bu tür yazılar hemen silinir
    Forum Ana Sayfası  »  Risale-i Nur
     »  Lokman Suresi'nin son ayeti,

    Yeni Başlık  Cevap Yaz
    Lokman Suresi'nin son ayeti,           (gösterim sayısı: 36)
    Yazan Konu içeriği
    Üye Profili boşluk
    sükran-teyze
    [ sükran- teyze ]
    Yardımcı
    Kullanıcı Resmi
    Kayıt Tarihi: 25.01.2012
    İleti Sayısı: 1.908
    Şehir: İzmir
    Durum: Forumda Değil
    İletişim E-Posta Gönder
    | Özel ileti Gönder
    Konu Tarihi: 20.02.2012- 17:30


    1- Kıyamet vakti 2- Yağmurun nüzulü 3- Rahimlerde ne olduğu 4- Kişinin yarın ne kazanacağı 5- Kişinin nerede öleceğidir... Mugayyebat-ı Hamse hakkında Bilgi verir misiniz?

    Yazar: Sorularla Risale, 09-12-2009

    Lokman Suresi'nin son ayeti, beş gaybî meselenin bilinmesini Allah'a tahsis eder.

    Bunlar:
    1- Kıyamet vakti
    2- Yağmurun nüzulü
    3- Rahimlerde ne olduğu
    4- Kişinin yarın ne kazanacağı
    5- Kişinin nerede öleceğidir.

    Bu beş meseleden ikinci ve üçüncüye şöyle bir itiraz gelir. Derler ki: Rasathanelerde bir aletle, yağmurun iniş vakti keşfediliyor. Hem röntgen ışınlarıyla ve ultrason aletiyle ana rahmindeki ceninin erkek - dişiliği anlaşılıyor. Demek bunları biz de bilebiliriz. Böyle bir itirazı, bir kısım zatlar, "O ikisi gayba dahil değildir. Dolayısıyla bilinebilir" diyerek cevaplandırırlar ve böylece mugayyebat-ı hamse'yi selaseye (üçe) indirirler.

    Bediüzzaman, Lem'alar isimli eserinde, bu iki meseleyi şu şu anlamda açıklıyor:

    Yağmurun nüzulü, yağmurun iniş vakti bir kurala bağlı değildir. Doğrudan doğruya Allah'ın hususî isteğine bağlıdır ve rahmet hazinesinden hususi iradeye tabidir. Bunun bir hikmeti şudur ki: Kâinatta en mühim hakîkat ve en kıymettar mahiyet, vücud, hayat, nur ve rahmettir. Bu dört şey perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya, Allah'ın kudretine ve özel iradesine bakar.

    Diğer varlıklarda zâhiri sebepler kudretin tasarrufuna perde oluyorlar. Muttarid kanunlar ve kaideler, bir derece irade ve meşiete hicab oluyor. Fakat vücud, hayat, nur ve rahmette, o perdeler konulmamış. Çünkü, perdelerin sırr-ı hikmeti, o işte cereyan etmiyor. Madem vücutta en mühim hakîkat rahmet ve hayattır. Yağmur hayata menşe ve rahmete medar, belki rahmetin kendisidir. Elbette vasıtalar perde olmayacak, kaide ve monotonluk dahi, Allah'ın hususi isteğini örtmeyecek. Ta ki, her vakit herkes, her şeyde şükür ve ubudiyete, sual ve duaya mecbur olsun. Eğer bir kaide dahilinde olsaydı, o kaideye güvenip, şükür ve rica kapısı kapanırdı.

    Güneşin doğmasında ne kadar menfaatler olduğu malumdur. Hâlbuki muttarid bir kaideye tâbi olduğundan, güneşin çıkması için dua edilmiyor ve çıkmasına dair şükür yapılmıyor. İnsanın bilgisi, o kaidenin yoluyla yarın güneşin çıkacağını bildiği için, gaybdan sayılmıyor. Fakat, yağmurun meydana gelmesinde gerekli olan şeyler, bir kaideye tâbi olmadığı için, her vakit insanlar rica ve dua ile dergah-ı İlahiye'ye ilticaya mecbur oluyorlar. İnsanın bilgisi, iniş vaktini tayin edemediği için, sırf rahmet hazinesinden özel bir nimet telakki edip, hakîkî şükrediyorlar. İşte bu ayet, bu nokta-i nazardan yağmurun iniş vaktini mugayyebat-ı hamseye dahil ediyor.

    Rasathanelerdeki aletle bir yağmurun ön habercilerini hissedip vaktini belirlemek, gaybı bilmek değil, gaybdan çıkıp şehadet âlemine yaklaşması vaktinde, bazı ön habercilerine ıttıla suretinde bilmektir.

    Nasıl en gizli gaybî şeyler meydana geldiğinde, veya vukua yakın olduktan sonra, bir çeşit önseziyle bilinir. O, gaybı bilmek değil, belki o, mevcudu veya vücuda yaklaşanı bilmektir. Hatta ben kendi asabımda bir hassasiyet cihetiyle, yirmi dört saat evvel, gelecek yağmuru bazan hissediyorum. Demek yağmurun habercileri, öncüleri var. O öncüler rutubet nevinden kendini gösteriyor, arkasından yağmurun geldiğini bildiriyor. Bu hal, aynen kaide gibi, insan bilgisinin gaybdan çıkıp daha şehadete girmeyen şeylere ulaşmasına bir vesile olur. Fakat, daha şehadet âlemine ayak basmayan ve özel irade ve rahmetten çıkmayan yağmurun iniş vaktini bilmek, her türlü gaybı bilen Allah'ın ilmine mahsustur." (Lem'alar, s. 106-107)

    Rahimlerde ne olduğu Röntgen şuaıyla ana rahmindeki çocuğun erkek ve dişisini bilmek, "Rahimlerde olanı bilir" (Lokman, 34) ayetinin gaybî mealine zıd olamaz. Çünkü, ayet yalnız erkeklik ve dişilik keyfiyetine değil, belki o çocuğun özel kabiliyeti ve gelecekteki vaziyetine medar olan hayati mukadderatının esasları, hatta simasındaki gayet acîb olan Samediyet sikkesi murattır ki, çocuğun o tarzda bilinmesi, her türlü gaybı bilen Allah'ın ilmine mahsustur.

    Yüz bin röntgen-misal insan fikri birleşse, yine o çocuğun umum insan fertlerine karşı birer âlamet-i farikası bulunan, yalnız yüzünün simasını keşfedemez. Nerde kaldı ki, yüz simasından yüz defa harika olan, kabiliyetindeki manevi simayı keşfedebilsin. (Lem'alar, s. 107-108)


    Cvp:
    Yazan Cevap içeriği
    Üye Profili boşluk
    eskici
    [ denizfeneri ]
    Yönetici
    Kullanıcı Resmi
    Kayıt Tarihi: 29.06.2011
    İleti Sayısı: 2.223
    Şehir: Bursa
    Durum: Forumda Değil
    İletişim E-Posta Gönder
    | Özel ileti Gönder
    Cevap Tarihi: 20.02.2012- 21:26
    Alıntı yaparak cevapla  




    ALLAH razı olsun ablam eline emeğine sağlık

    Resim Ekleme

    Yeni Başlık  Cevap Yaz



    Forum Ana Sayfası  »  Risale-i Nur
     »  Lokman Suresi'nin son ayeti,

    Forum Ana Sayfası

    Forum Yazılımı:   php Kolay Forum (phpKF)  ©  2007 - 2010   phpKF Ekibi
    Tema:   islamiklimi   |   Selman

    islam iklimi

     RSS Beslemesini Görmek için Tıklayın   RSS Beslemesini Google Sayfama Ekle   RSS Beslemesini Yahoo Sayfama Ekle



    İslam İklimi Forumları