|
|
Haberler
|
» Ölümü Hatırlamanın Kalbe Tesiri...
Ölüm Büyük Bir Bir Tehlikedir...
İnsanlar Bunu Bilmezler, Hatırlasalar da Kalblerine Fazla Tesir Etmez...
Çünkü Kalpleri Dünya Meşgalesi İle Öyle Dolmuştur ki, Kalplerinde Bir Şeye Yer Kalmamıştır...
Bunun İçin de Zikir ve Tesbihden Zevk Almazlar...
Bunun Çaresi, Yalnız Bir Yere Çekilmek, Hiç Değilse Kalbini Bir Saat Kadar Dünya Meşgalelerinden Uzak Tutmakdır...
Nitekim Issız Sahralarda Dolaşan Bir Kimse, Başkalarından Kendisine Bir Yardım Geleceğini Düşünmez...
Başının Çaresine Bakar...
Önceden Tedbir Alır...
İşte Yalnız Bir Yerde Oturup Kendi Kendine Demelidir ki:
Ölüm Yaklaştı...
Belki Bu Gün Gelir...
Eğer Sana Bilmediğin Karanlık Bir Dehlize Gir Deseler İçinde Kuyu Var mı?
Yoksa Köpeğe Rastlar mıyım?
Veya Ne Var Ne Yok? Bilmiyorum Deyip Dizlerinin Bağı Çözülür...
Ölümden Sonra ki İşin, Mezardaki Korkulu Halinin Bundan Aşağı Olmadığı Gün Gibi Meydandadır...
Bunu Düşünmemek Ne Biçim Cesarettir?
Bunun En Güzel Çaresi Ölen Arkadaşlarına Bakmak, Onları Düşünmekdir...
Onları Hatırlayıp Dünyada Her Birinin Mevkiini, İşlerini...
Sıkıntılarını, Neş’elerini...
Dünyada Neye Kavuştuklarını...
Ölümü Nasıl Unuttuklarını...
Ve Beklemedikleri Bir Zamanda Ellerinde En Ufak Bir Azık ve Hazırlık Yokken Ölümün Gelip Unları Kıskıvrak Götürdüğünü Düşün...
Ölümü Hatırlamak Üç Şekilde Olur...
Birincisi, Dünya İle Meşgul Olan Gafilin Hatırlamasıdır...
Ölümü Hatırlar Fakat Kendisini Dünya Arzularından Alacak Diye Unu Sevmez...
Bunun İçin Ölümü Kötüler ve "Bu Kötü İş Başımıza Gelecek, Yazık ki Bu Dünya ve Güzellikler Böyle Kalacaktır" Der...
Ölümü Bu Şekilde Hatırlaması Kendisini Allah'u Teala’dan Uzaklaştırır...
Fakat Dünya Kendisine Sıkıntılı Gelir...
Ve Dünyadan Nefret Ederse, Aklını Kullanırsa Faydasını Görür...
İkincisi, Tevbe Edenlerin Ölümü Hatırlamasıdır...
Daha Çok Korkmak İçin Ölümü Hatırlar...
Tevbesini Bozmaz ve Geçmişte Kaçırmış Olduğu Fırsatları Telafi Eder...
Çok Şükür Etmeye Gayretli Olur...
Bunun Sevabı Büyüktür...
Tevbe Eden Kimse Ölümü Kötü Görmez...
Erken Ölmeyi de Sevmez...
Çünkü Hazırlık Yapmadan Gitmek İstemez...
Ölümü Böyle İstememek Zararlı Değildir...
Üçüncüsü, Ariflerin Ölümü Hatırlamasıdır...
Onların Hatırlaması Vadedildiği Üzere Öldükten Sonra Allah'ü Teala’ya Kavuşmak İçindir...
Seven Sevdiğinin Va’dini Sözünü Unutmaz...
Daima Onu Gözetir...
Hatta Seve Seve Ölmek İster...
Nitekim Huzeyfe (RadıyAllahu Anh) Ölürken "Ya Rabbi! Fakirliği Zenginlikten, Hastalığı Sıhhatten, Ölümü Yaşamaktan Çok Sevdiğimi Biliyorsun...
Ölümümü Kolay Eyle ki, Seni Görmekle Rahat Edeyim"...
Bu Derecelerin Ötesinde Bundan Daha Büyük Derece Vardır...
Ölümü İstemez de, Kötü Görmez de...
Ne Erken Gelmesini Ne de Geç Gelmesini İster...
O Allah'ü Teala’nın Hükmünü Hepsinden Çok Sever...
Kendi Tasarruf ve Arzularına Kıymet Vermez...
Rıza ve Teslim Makamına Ulaşmıştır...
Bu, Ölümü Hatırladığı Fakat Ondan Korkmadığı,
Hatta Ölüme Hiç Aldırmadığı Zaman Olur...
Çünkü Bu Dünyada Kendisi Onun Müşahedesindedir...
Kalbi Her An Onu Zikretmektedir...
Ölüm ve Hayat Onun İçin Birdir...
Çünkü Her Nerede Olursa Olsun, Allah'ü Teala’nın Zikrine ve Sevgisine Dalmıştır...
Yazan : eskici
Okunma : 17
Tarih : 22.02.2012- 10:00
Toplam yorum : 0
|
|
|
| Benzer Haberler |
| Haberler |
Yazan |
Okunma |
Tarih |
| Benzer Haber Yok ! |
|
|
|
| Yorumlar |
|
|
|
|
|
|